Haz 032015
 

hulya_kocak_dedeBen, Hülya Koçak Dede, Avusturya Viyana’da yaptığım Genel Waldorf Pedagojisi ve de Sınıf  Öğretmenliği Master Eğitimini bitirmek üzereyim. Çocuğumu, insana bütünsel yaklaşan sevgi, saygı ve güven çerçevesinde büyütülmesini öngören ve insanın temel ihtiyaçları çerçevesinde ilk 7 yıllık süreçte kendi kendini eğitmesine kılavuzluk etmemizi öğütleyen bir felsefenin hissiyatıma kattığı bilinçle büyütüyorum. Çocukların hayatı tanımak ve becerilerini geliştirmek için uğraştıkları bu dönemde onlarla hayatı paylaşmak adına elimizden gelen her desteği veriyoruz. Bunu söylemek çok kolay da pratikte bilgi de olsa alışkanlıkların bizi ne kadar farklı yollardan geçirdiğine tanık oluyorum. İnsan deneyimleri doğrultusunda bilgi ile yaşamı bir arada harmanlayıp da anlama ve öğrenme yaşayabiliyor. Sizinle bu özel öğrenme anılarımdan birini paylaşmak istedim.

Oğlumuz iki buçuk yaşına gelmek üzere olan ve pek şımarıklık yapmayan bir çocuktur. Pazar günü annemlerde karpuz yemeye oturduk bir öğle vakti. Oğlum Rüzgar elinde çatalkarpuzcu_ruzgar bıçak karpuzunu ilginç tekniklerle ciddi bir şekilde yemeye çalışıyor. Tatlılığını herkes durmadan ağızlarından çıkan yorumlarla izliyor. Ne kadar tatlı, ne kadar komik, ben seni yerim, bak nasıl tuttu, bak nasıl aldı. Rüzgar da bunları duymaktan aniden garip ve şımarıkça davranışlar sergilemeye başladı. Aileme rica ettim lütfen izleyin, düşünün, sevin, öpün ama bunu sessizce yapın. Hani arada bir dile getirebilir insan hissettiklerini de her an söylemeye gerek yoktur. Ne kadar bunu bilsek de eşimle kendim için de her zaman dikkatli olmamız gereken bir şeydir alışılmış davranış şekillerine kendimizi kaptırmamak. Çocuğu güzelce oynadığı oyunda rahatsız etmemek, onu bölmemek. Bunlar hayatlarının gelecek yıllarında onların konsantrasyonu olacak yaptığı işte, bir işte uzun zaman oturup uğraşabilmek ve bir de çocuğun araştırmacı yapısı o an bir derinlik yaşıyor ve bunu çocuklarımızın yaşamasına izin vermemiz lazım. Bazen gene sevgimden dayanamayıp, ‘ne kadar güzel anneciğim değil mi?’ diye gereksiz bir yorumda bulunuyorum. Ağzımdan çıkmış olur bir kere, ve çocuğun konsantrasyonunu ve o girdiği derinliği mahvettiğimi kendi gözlerimle görürüm. Sonra üzülürüm ve bir sonrası için ‘bu bana sessizce sevmek için bir çalışma olur’ diye düşünürüm.

hulya_kocak_aileBöyle belli davranışları ile ilgi çektiğini gören bir çocuk zaman içinde tekrar ilgi çekebilmek için o belli ilgi gören hareketleri seçer ve yapar çünkü bununla yine ilgi toplamaya çalışır. Ve zaman içerisinde histerik davranışlarda bulunur herkesin ilgisini toplayabilmek için. Halbuki sevgi hislerle anlatabileceğimiz bir şeydir hiçbir söz söylemeden hissettirebileceğimiz bir şeydir. Seni olduğun gibi seviyorum oğlum diye içimden geçerek severim oğlumu. Aksi takdirde kendini bizim ilgimizi çekmek için bir şempanzeye dönüştürür. Çocuklar oyuncak değildir! Onlarla oyuncak gibi oynarsak, o masum küçük çocuk halleri bittiğinde ve bizim için eskisi kadar çok şeker olmadıklarında aynı şeyleri söyleyemeyeceğiz ama onlar bunu bekleyecekler, eksikliklerini hissedecekler, sevilmediklerini düşünecekler ve ilgimizi çekmek için muzırlık yapacaklar. Kendi gibi olamayacaklar. Nasıl her birimiz içimizden aslında kendimiz gibi olmak ve herkes tarafından böyle kabullenilmek istiyorsak onları da böyle kabul edelim. Bir düşünelim. Emmi Pikler’in bazı yazılarını tekrar tekrar okuduktan sonra, çocuğumuza gerektiği kadar saygı göstermediğimizi fark ediyorum ve daha dikkatli olmaya başlıyorum. Oğlumu ne kadar böldüğümü ve onu bazen yeterince iyi dinlemediğimi fark ederim. Unuttukça kendime hatırlatıyorum. Çocuklarımızın onur ve haysiyeti doğumları ile gelişmeye başlar. Daha sonra öğretilemez. Hayatımızda bir kez daha önümüze böyle bir şans çıkıyor – çocuklarımızla öğrenebilme ve büyüyebilme şansı! Bunu fark edip de ele alabilirsek, ne mutlu bize. Çocuklarımız bize en çok öğrenmeye ihtiyacımız olan bilgileri ve deneyimleri beraberlerinde getiriyorlar.

Hoşgeldiniz çocuklar!
Yeriniz başımızın üstünde,
kulağımız sizde,
hisleriniz kalbimizde.
Söyleyin anlamak istiyoruz,
söyleyin dinlemeyi öğreniyoruz.

Sevgiler,

Hülya Koçak Dede
Bir Anne

 Leave a Reply

(gerekli)

(gerekli)

Görüntülenme Sayısı:8.497
Close