Şub 062014
 

buyumeErgenlik, çocukluktan erişkinliğe geçiş ve değişim sürecidir. Ergenlikte fiziksel, ruhsal ve psikososyal değişim görülür. Hormonlardaki ve beyin yapısındaki değişimle birlikte ergenler, sinirlerini, öfkelerini ya da ilkel beynin yönettiği diğer duygusal dalgalanmaları (bir gün depresif, ertesi gün keyifli olma gibi) yeterince kontrol etmekte zorlanırlar. Kendine güven duygusu azalabilir. Bu da davranışlarına hemen yansır. Bunun yanında, yine hormonsal değişim sonucunda, cinsel organlarının ve cinse özgü dış görünüm özelliklerinin gelişmesi, büyüme ve kemik olgunlaşmasında belirgin hızlanma, vücut oranlarında ve bedensel yapıda değişiklik, ergenlik döneminde görülür. Ergen dış görünümü ile daha fazla ilgilenir.

ergenlik_anlasilmaErgenlik dönemi, hem ergen hem de ergenin ailesi için zor bir dönemdir. Aile ergeni anlamakta güçlük çekerken, ergen anlaşılma duygusunu tam olarak yaşayamadığını düşünür. Ebeveyn bu dönemde, çocuğunu ne kadar tanır ve bu dönem özelliklerine vâkıf olabilirse ebeveyn-ergen çatışmaları o kadar az olur. Ergenlik döneminde yaşananlar doğal bir süreç olarak kabul edilip, bireysel farklılıklar da göz önünde bulundurularak sevgi ve empatiyle aşılabilir.

MOTOR GELİŞİMİ

  • En hızlı büyüme ve gelişim dönemlerinden biridir. Cinsiyet hormonlarının salgılanmaya başlaması bu hormonların vücuttaki öteki hormonlarla bileşmesi kemik ve kaslardaki büyümeyi hızlandırır.
  • Kızlarda erkeklerden daha erken fiziksel gelişim görülür.
  • Ergenin kısa zamanda geçirdiği hızla fiziksel gelişme bazı uyum sorunlarını da beraberinde getirebilir. Örneğin bu dönemde sakarlaşabilirler. (Yemek tabaklarını, bardak düşürüp kırma vs). Uyumun sağlanmasıyla zihin ve kas koordinasyonu güçlenir.
  • Kısa ya da çok uzun boylu olmak, çok şişman ya da çok zayıf olmak ergenin grup içerisindeki statüsünü ve arkadaş ilişkilerini etkileyen önemli bir faktördür.

 BİLİŞSEL, ALGISAL VE DİL GELİŞİMİ

  • Geleceğe yönelik ve soyut düşüncelerle (bir durumu farklı açılardan anlayabilme) daha fazla ilgili olurlar. Bu döneme soyut işlemler dönemi de denir. ergenlik-donemi-kimlik-gelisimi
  • 11-12 yaş dolaylarında başlayan mantıksal düşünmenin yetişkinlerle aynı düzeye ulaşır.
  • Davranışlarının sonuçlarını kestirme yeteneğini geliştirirler.
  • Zihinlerinde birçok seçeneği gözden geçirip inceleyebilir, mantıksal sonuçlar çıkarabilirler.
  • Somut veya soyut biçimde sunulan, karmaşık sorunları sistemli bir biçimde çözebilirler.
  • Beynin özellikle uyum sağlayabileceği ve eğitilebildiği bir dönemdir.
  • Çocuklar ebeveyn değil başka ortamlardan öğrenmeye başlarlar.

 DUYGUSAL VE SOSYAL GELİŞİMİ

  • Yaşam felsefesi, sosyal değerler, ahlak ve gibi konuları keşfetmeye başlar.
  • Fikirleri sık sık değişir çünkü kimlik bulma çabasındadırlar.
  • Bedensel özelliklerini kabul etmekte zorlanır, kendinden hoşnut olmazlar.ergenlik_gelisim
  • Kendini yaşıtları ile kıyaslama yaparlar.
  • Yaşadığı değişim ve kaygıların sadece kendilerine özgü olduğunu düşünürler.
  • Ebeveynlerle çatışmalarda artma görünür.
  • Arkadaşlarının seçtiği ilgi alanlarını ve giysileri taklit ederler ve benimserler.
  • Karşı cinse hoş görünme arzusunda artış olur.
  • Arkadaşlık ilişkileri ve arkadaş grupları sık sık değişir.
  • Stresliyken yaşına uygun olmayan, çocuksu davranışlar sergileyebilirler.
  • Kendi kararlarını kendi verme istekleri vardır.
  • Sosyal yaşantısı zayıf olan ergenler, kendilerini oyalamakta zorlanırlar.
  • Sabırsızdırlar, geleceğe ait planların bir an önce gerçekleşmesini isterler.
  • Ergenler, yetişkinlere göre dünyayı farklı algılar ve farklı tepki verirler. Onların hayata baktıkları pencere, bir yetişkinin penceresinden çok farklıdır. Örneğin annesinin işten eve gergin gelmesini kendi üzerine alınarak içine atabilir, dert edebilir ve bunun sonucunda saldırgan tavırlar sergileyebilir.

 12     – 18 YAŞ ÇOCUĞUNA YAKLAŞIM NASIL OLMALIDIR?

genc-yargilamaErgenlere bir yandan destek ve yönlendirici olurken bir yandan onları nasıl özgür bırakabiliriz?

  • Daha önce ergenlik dönemi yaşamış olan erişkinler, yaşamın değerini, önemini ve üzerlerine düşen sorumlulukların bilincinde. Fakat ergenler, erişkinlerle aynı şeyleri hissedemez. Erişkenler, daha inişsiz çıkışsız, heyecansız bir yaşam sürmeyi isterken ergenler, çok daha yoğun ve güçlü heyecanları yaşamak ister. Bu noktada, erişkinlerin ergene tahammülü oldukça önemli ve gereklidir.
  • Çocuğa kurallar koyup söz geçirmeye çalışmak yerine, yapılması gereken anlatılıp, doğru kararlar vermesi sağlanmalıdır. Kendi bağımsızlığını kazanarak kendi kararlarını kendisi vermek isteyen ergene erişkinler yönlendirici olmalıdır. Sonuçta (çok büyük riskler içermediği takdirde), yanlış karar vermesi durumunda sonuçlarına katlanması gerekecek olan kişinin kendisi olduğu ergene hatırlatılmalıdır.
  • Gelişim zaman ister. Ergenlerin denemeler, hatalar yapmak, deneyimler edinmek ve biriktirmek, ne zaman sakinleşip ne zaman sinirleneceklerini öğrenmek için zamana ihtiyacı vardır.
  • Ergenlik, ergenin kişiliğini bulma sürecidir. Ergenin bireyselleşme çabaları doğrultusunda yapmış olduğu her karşı çıkış, eleştiri ya da aykırı davranma ihtiyacı, onun bir yandan da anne babanın desteğine ve sınırlarına olan ihtiyacını kesinlikle azaltmaz.
  • Anne baba daima referans alınacak kişiler olarak ergenin yanında olduğunda, ergen kendisi emniyette hisseder. Ergen, anne babasından “tabii ki değişiyorsun ancak her zaman bizim çocuğumuzsun” mesajını duymak ister.
  • Ergenler, sürekli onlar için en iyisini empoze etmeye çalışan anne babaları kendilerine yakın görmezler. Kendileri için iyi olanı, kendi kendilerine keşfetmek isterler. Bunu yapabilmek için de, empati duyabilen, gerçekçi önerilerde bulunan ve onların karar vermelerini destekleyen, gerektiğinde danışabilecekleri birilerine ihtiyaçları vardır.
  • Ebeveyn ile çocuk arkadaş olmamalı arada mutlaka bir ‘sınır’ olmalı ve iyi iletişim kurmaya özen gösterilmeli.ergen-etkili-iletisim Arkadaş, aynı haklara sahip akran anlamına geliyor. Sizin bazı durumlarda izin veren merci olduğunuzu hatırlatmanızda yarar var. Çocuğunuz sıkıntılarını sizinle paylaşabileceği güvenini kendisine verebilirsiniz. Eleştirmeden onu dinlemek ve ona saygı duyduğunuzu kendisine hissettirmeniz önemli. Yanlış olduğunu düşündüğünüz şeyler varsa yasaklamak ya da ceza vermek yerine neden yanlış olduğunu anlatın. Unutmayın ki o artık küçük bir çocuk değil. Doğru anlatımla söylediklerinizi anlayabilir.
  • Ebeveyn, çocuk ile iletişimde ‘ben dilini’ kullanmaya özen göstermeli. Örneğin; ona “Geç kalmayacaksın” yerine, “Geç kalınca endişeleniyorum” gibi cümleler ile yaklaşılıp, kendi karar vermesine izin verilirse sizi bir süre sonra dinleyecek veya ortak bir yol bulmaya çalışacaktır.
  • Aile, çocuğu her zaman koşulsuz sevgi içerisinde büyütmeye özen göstermeli. Çocukların en önemli duygusal ihtiyacı her dönemde olduğu gibi bu dönemde de sevilmek, ilginizi hissetmek ve takdir edilmektir. Sevginizi hisseden çocuğunun ruh sağlığı daha sağlıklı olacaktır.
  • Çocuğu ilgilendiren konular üzerinde soyut düşünme yeteneğinin sınırlarını genişletmek için tartışmalara yer vermek, onları ders dışı okumalara yöneltmek ve okunanları değerlendirmelerini sağlamak önemlidir.
  • Ergenler gelişim dönemleri gereği risk almayı severler, bu onlara heyecan verir. Bu ihtiyaçlarını karşılamak için aileler tarafından sunni riskler yaratılabilir.
  • Konuşulan herhangi bir konuda objektif olmalı ve düşüncelerini saygıyla dinlemeliyiz.
  • Aileyle ilgili konularda ergenin de fikri alınarak onları konudan soyutlamamalıyız.
  • Belirgin sınırlar çizerken bunları açık bir dille ifade etmek ve tutarlı olmak çok önemlidir. Daha fazla açıklama yapmak ve çocuğunun ısrarlarından dolayı karar değiştirmek doğru olmayacaktır.
  • Ev işleri, bireyleri hayata hazırlayan ve bağımsız hareket edebilmeye yönlendiren günlük alıştırmalardır. Bu nedenle ergenlerin, günlük ev işlerinde sorumluluk almaları önemlidir.
  • Başarısızlıklarını hatırlatmak yerine, iyi ve güçlü oldukları yönleri ortaya çıkarabiliriz. Bu şekilde onları yüreklendirmiş oluruz.
  • arkadaslıkAile bu dönemde özellikle çocukların okulu sevmesi açısından çocuğu ödüllendirmek yerine okul başarılarını ve sevgisini içselleştirmesi sağlanmalıdır. Ona sözlü olarak memnuniyetinizi ve takdirinizi belirtmek daha önemlidir. Örneğin, “Davranışlarını çok beğeniyorum, seni böyle gördükçe çok mutlu oluyorum”, “Bu çalışmanı çok beğendim” şeklindeki sözel ifadeler çocuğun kendine güveninin artmasını sağlar.
  • Bu dönemde çocuk, çevresindeki kendisinden yaşça büyük insanların davranışlarını model alır. Aile bireyleri özellikle ebeveynler çocuğa davranışlarıyla örnek olmalıdır. Örneğin; aile, çevresinin düzenine özen gösterirse çocuk bu davranışı örnek alır.
  • Anne-baba, üzerine düşen sorumlulukları titiz bir biçimde yerine getirirse çocuk da anne-babayı örnek aldığı için sorumluluk sahibi olmaya eğilimli olur. O da sorumluluklarını özenle yerine getirmeye başlar. Aile, çocuğu empati kurmaya yönlendirmelidir. Örneğin; bir arkadaşı ile tartıştığında “Onun yerinde sen olsan nasıl hissederdin, arkadaşının ve senin memnuniyetini sağlayacak, ikinizin de üzülmesini engelleyecek bir çözüm ne olabilir ?” şeklinde çocuğu yönlendirirse çocuk da zamanla karşısındaki insanlarla kendisini özdeşleştirerek empati kurma yeteneğini kazanır.
  • Rekabet etmek doğal ve değer taşıyan bir güdülenimdir, ama diğer çocukların başarıları ile yeteneklerinin akla uygun bir biçimde kabul edilmesiyle daha ılımlı hale getirilmelidir. Herhangi bir yarışma ortamıyla karşı karşıya kaldıklarında, bazı çocuklar eleştirilme veya reddedilme riskini azaltmak amacıyla etkileşime girmekten kaçınırlar. Aşırı yarışmacı tutum ile aşırı çekingen davranışın her ikisi de, doğal olarak rekabete özendiren bir sosyal çevrede benlik saygısını korumaya yönelik girişimlerdir ve çocuklar için olumsuz sonuçlar doğurur.
  • Karşı cinse ilginin arttığı bu dönemde çocuk aşk duygusu ile genelde tanışır. Sevgilisi olduğunda onayakın arkadaslik kızmayın, yargılayan cümleler sarf etmeyin ve ilişkiyi yasaklamayın. Eğer bu davranışlarda bulunursanız, güvenini sarsarsınız. Bunun yerine, ‘Tabii ki hoşlandığın özel biri olacaktır. Bizim bilgimiz dahilinde onunla birlikte gezebilirsin’ diyerek ilişkisini yaşamasına imkan tanıyın. Erken yaşta cinsel ilişkiye girmemesi için ruhsal ve fiziksel gelişiminin devam ettiğini belirtin. Hem bedensel hem de ruhsal olarak henüz hazır olmadığı için bu yaşlarda edineceği cinsel deneyimin ona mutluluk yerine hüsran veya sağlık sorunları getirebileceğini de mutlaka anlatın.
  • Hatalı arkadaş seçimi yaptığını düşündüğünüz durumlar varsa, mümkün olduğunca arkadaş seçimine karışmamaya çalışın, çok yanlış olduğunu düşündüğünüz arkadaşlıklarında fikrinizi yaptırım uygulamadan belirtin. Eğer ‘Bu arkadaşınla görüşmeni istemiyorum’ şeklinde yasaklama getirirseniz, çocuk tam aksi bir tavır sergileyebilir. Bunun yerine ‘galiba arkadaşın ve ailesinin yaşam tarzı bizden farklı, sen ne dersin?’ , ‘Sanki derslerine pek zaman ayırmıyor, sence?, ‘Senin de fikrini alabilir miyim?’ şeklinde sorularla onun da bazı şeylerin farkında olmasını sağlamaya çalışın. Unutmayın sağlıklı iletişim, sağlıklı ilişki demektir. Suçlayıcı, yargılayıcı, sen bilmen ben bilirim tavırları ile yaklaşımlar iletişimi kapayacaktır. Her zaman çocuğunuza ve fikirlerine değer verdiğinizi hissettirmeye çalışın. Kendisine duyduğunuz güven karşısında bir süre sonra davranışlarını gözden geçirip doğru kararı kendisi verecektir.

 Leave a Reply

(gerekli)

(gerekli)

Görüntülenme Sayısı:16.810
Close